Kaşkay Türkleri

Özet: Kaşkayılar, İran’ın güney bölgelerinde yaşayan köklü bir Türk topluluğudur ve Kaşkayı Türkçesi konuşurlar. Zengin bir kültürel mirasa sahip olan Kaşkayılar, müzik, dans, geleneksel kıyafetler ve el sanatlarıyla tanınır. Bu makale, Kaşkayıların tarihini, kültürel geleneklerini, sosyal yapısını ve yaşam tarzını detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Kaşkayıların kültürel ve sosyal önemi, toplulukların kültürel çeşitliliğini anlamak için önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Giriş: Kaşkayılar, Türk dünyasının, yani Turan’ın küçük bir yansımasıdır ,Profesör Ağası Oğlu'nun ifade eder ki Kaşkayılar Türk milletinin kökü dur(röportaj1:18). Türk topluluklarının birbirini daha iyi tanıması, bu kültürel köklerin anlaşılmasını ve topluluklar arasındaki bağların güçlenmesini sağlar. Kaşkayıların, Türk dünyası içindeki kültürel ve tarihi önemi, bu topluluğun zengin mirasını ve Türk milletinin köklerini yansıtmakta önemli bir rol oynamaktadır. Bu makalede, Kaşkayıların bu bağlamdaki rolü ve önemi ele alınarak, Türk kültürel çeşitliliğine katkıları vurgulanacaktır.

Anahtar:

Kaşkayı Adı Eski Kaynaklarda, Kaşkayı Atı, Kaşkayı Bayrağı, Kaşkayı Kültürü, Kaşkayı Milli Kıyafeti, Kaşkayı Nüfusu, Kaşkayıların Ahlâkî Özellikleri, Kaşkayıların Eski Vilayeti, Kaşkayılar Sefevî ve Pehlevî Dönemlerinde, Günümüzde Kaşkayıların Yaşadığı Eyaletler, Sosyal Tabakalar, Sosyal Yapı, Siyasi Yapı.

Kaşkayı adı

Kaşkayı isminin nereden geldiği ile ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunlardan ilki Kaşkayı adının "Qəşqeh" veya "Qaşqa"dan geldiğidir. Bu isimler Özbek Türkçesinde "kahraman" anlamına gelmektedir ve Kaşkayıların kahramanlık vasıflarından dolayı bu isim ile anıldıkları ileri sürülmektedir. Bir diğeri, günümüzde "dereşorlu" adıyla maruf beyaz alınlı Qaşqa atını yetiştirmelerinden dolayı bu isimle bilindikleridir. "Kale" anlamına gelen "kaş" ile "güçlü" anlamına gelen "kayı" kelimesinin birleşimiyle "güçlü kale" anlamına yahut Oğuzların yirmi dört boyundan biri olan "Kayı" ile düşünüldüğünde "kayıların kalesi" anlamına geldiğini söyleyenler de vardır. Diğer bir görüş ise "çevik" anlamına gelen "kaç" ile düşünüldüğünde "çevik Kayılar" anlamında olduğudur (Merdâni, 2001, 43). Kanaatimizce Kaşkayı adı, "ileri, ön" anlamındaki "kaş" ile düşünüldüğünde "baş olan Kayılar, ileride olan Kayılar" anlamındadır. Nitekim Oğuzların orduyu ve yönetimi sağ, sol ve ileri/ön olarak böldükleri bilinmektedir. Buna göre de sağ kolda olanlara "Sağ Kayı", sol kolda olanlara "Sol Kayı" denildiğinde ileride/önde olan Kayılara, "Kaşkayı" denilmesi kuvvetle muhtemeldir.

2

Kaşkayı Adı Eski Kaynaklarda

Kaşkayıların geçmişini açık bir şekilde anlatan bir kaynak bulunmadığından dolayı tarihçiler, Kaşkayıların coğrafyasına ve isimlerine göre geçmişlerini keşfetmeye çalışmışlar ve bu nedenle farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Kaşkayıların Azerbaycan'ın ilk milletini oluşturan eski Hitit, Lulubi, Hoti ve Sümer kavimlerinden mürekkep olduğunu ileri sürenler vardır (Kiyani. 2009, 14). Bunun yanı sıra birçok tarihçi, bugünkü Kaşkayıları, Karadeniz'de yaşayan eski Kaşkaylarla ayı olarak kabul etmekte ve önce Karadeniz'de yaşadıklarını, ardından İran'ın güneyine göç ettiklerini savunmaktadırlar (Dordarî, 2016, 53). Azerbaycanlı yazar Firudin Ağasıoğlu Celilov da ilk Azerbaycanlıları Kaşkayılar olarak tanıtmıştır. Kiyanî'nin G. R. Kabançıyan'dan aktardığına göre M.Ö 1350 tarihlerinde Kaşkayı adı tarihi eserlerde görülmüş, M.Ö 14 yüzyılda Kaşkayılar o dönemin birçok olayında yer almış ve o dönemde Gence ile Karaçay civarında yaşarmışlardır (Kiyani, 1956, 25). Her ne kadar bazı tarihçiler Kaşkayı geçmişini merak edip araştırsalar da bazı tarihçiler de Kaşkayıları, Safevi döneminde kurulmuş bir il olarak tanıtıp geçmişini inkar etmektedirler ancak 1322 yılında. Kaşkayı adı İmamzade Muhammed Saran'ın vakfiyesinde ve daha sonra 1476'da Hasan-1 Yezdi'nin Cámi'u'-t-Tevarih-i Haseni adlı eserinde geçmektedir. Bu durum, Kaşkayıları Safevi döneminde kurulmuş bir il olarak tanıtan tarihçilerin ifadelerinin aksini göstermektedir (Tabâî, Afşar, 41). Bu kaynaklardan sonra Emir Gazi Şahilu zamanına kadar Kaşkayı adına bir yerde rastlanamamaktadır. Şahilu ailesinin soyu baba tarafından Uzun Hasan'a, anne tarafından ise Şah İsmail Safevi'ye bağlandığı için Kaşkayılar Şahilu ailesinin hükümranlığında yeniden bir araya gelerek siyasi düzeni tesis etmişlerdir. Safevi döneminden itibaren Kaşkayı tarihinde ilk Kaşkayı İlhanı olarak anılan Emir Gazi Şahilu'nun, ülkede Şii Müslümanlığın yayılmasına Şah İsmail'e yardımcı olduğu da bilinmektedir (Beck, 2017, 51). Bu durum Kaşkayıların Safevi döneminde kurulan bir il olarak tanıtılmasının aksine, Kaşkayıların milattan önce de Timurlu döneminden İran İslam Cumhuriyeti dönemine kadar da var olduklarını göstermektedir.

Kaşkayılar Sefevisen Pahleviye kadar

Safevi Dönemi

Safevi döneminde, Kaşkayılar Safevi şahlarının yanında güçlü bir askeri kuvvet olarak bulunmuş ve imparatorluğun sınırlarını savunmada, muhaliflerle ve hükümet düşmanlarıyla mücadelede önemli bir rol oynamışlardır. Kaşkayıların Safevi dönemindeki önemli eylemlerinden biri, Gomburun Limanı'nda Portekizlilerle yaptıkları savaştır. Portekizliler Gomburun Limanı'nı işgal ettiklerinde, Kaşkayılar İmam Kulu Han'ın komutasında Portekizlileri limandan çıkarmış ve Şah Abbas'ın onuruna limanın adını Bandar Abbas olarak değiştirmişlerdir.(Melik Mansur Han, 1999)

Afşar Dönemi

Kaşkayılar, Nadir Şah'ın Hindistan, Belh ve Buhara'yı fethetme seferlerinde yer almışlardır. Görünüşe göre bu savaşlardan birinde, İsmail Han (Kaşkayı İlhanı)

3

cesurca savaşmıştır. Nadir Şah’a, İsmail Han'ın o gün Rüstem gibi savaştığını söylediklerinde, Nadir Şah şüpheci biriydi ve belki de that iddiasında bulunurlar diye düşündü. Bu bahaneyle İsmail Han'ın gözlerini çıkarttı. Bu şekilde, İsmail Han her iki gözünden de kör oldu ve kardeşi Hasan Han Mu'temed al-Sultan korkunç bir şekilde sakatlandı (Oberling, 1974, 36). Nadir Şah, Kaşkayıların isyanını önlemek için iki kardeşi Horasanın Daragez, Kalat Naderi ve Serahs bölgelerine göç ettirdi. Sonuç olarak, zorlu coğrafi koşullar, bölgeye aşinalık olmaması nedeniyle büyük zararlar gördüler (Peiman, 1373, s. 24). Ancak Nadir'in ölümünden ve iç karışıklıkların başlamasından sonra, Kaşkayılar merkezi otoritenin boşluğundan yararlanarak anavatanlarına geri döndüler (Tapper, 1990, s. 515).

Zend Dönemi

Kârim Han’ın, iktidar mücadelesinde, Azad Han Afgan ile çatışması sırasında, Kaşkayı İsmail Han’ın önerisi üzerine, Kârim Han ordularını Kazurun ve Buşir arasındaki bölgelere götürdü. Zorlu arazilerden ve Daştestan, Daşti ve Tengistan beylerinin işbirliğinden yararlanarak Azad Han’I yenebildi. İsmail Han’ın bu savaşta, Kârim Han’ın zaferiyle sonuçlanan büyük bir Kaşkayı ordusuna komuta ettiği söylenir (Hosseini Fasayi, 1961, 209). Bu nedenle, Kaşkayılar Zend devletinde büyük bir nüfuz kazandılar ve devlet görevleri ile vezirlik leri ele geçirdiler (Marsden, 1979, 57). Kaşkayılar, Şiraz'ın başlıca savunma gücü olarak kabul ediliyordu; bu yüzden Kârim Han'ın illerle İlgili politikalarında özel bir yere sahiptiler (Behzadi, 1998, 109).

Kaçar Dönemi

Kaçar dönemi, Kaşkayılar için çalkantılı bir dönemdir. Kaçar döneminde Kaşkayılar, ülkenin güneyinde en büyük askeri ve siyasi güç olarak ve bazen de merkezi hükümetin müttefikleri olarak faaliyet göstermişlerdir. Ancak, merkezi hükümetle olan ilişkileri bazen gergin olmuştur. Bu dönemde, Kaşkayılar sömürgeci güçlere ve iç hainlere karşı mücadelede ve Meşrutiyet hareketlerde önemli bir rol oynamışlardır.

Pehelevi Dönemi

Pehelevi döneminde, Kaşkayılar Pehelevi hükümetine karşı muhalefet etmiş ve hükümet karşıtı hareketlerde önemli bir rol oynamışlardır. Rıza Şah Pehelevi, elleri yerleşik hale getirmeye ve güçlerini azaltmaya çalıştı, bu da birçok gerilim ve çatışmaya yol açtı. Ayrıca, Pehelevi hükümeti İngiltere'nin bir piyonu olarak Kaşkayılar’a karşı yabancı güçlerle birlikte hareket etti. Bu dönemde, Kaşkayılar birçok iniş çıkış yaşadı. Bu dönemin önemli olaylarından biri, İran petrolünün millileştirilmesiydi; bu, Kaşkayı kardeşlerinin (Sovlet al-dovleh oğulları) serveti ve gücü sayesinde gerçekleşti.

Sosyal yapı

Kaşkayılar, kendi özgün sosyal yapısına sahip bir topluluktur ve bu yapı, onların eskilerde göçebe yaşam tarzı ve İlhanî yönetim sisteminden türetilmiştir. Sosyal yapı şu birimleri içerir:

4

El: Kaşkayıların sosyal yapısı, çeşitli tayfalardan oluşur ve kendine özgü bir yönetim ve sosyal tabakalaşma sistemine sahiptir. Kaşkayıların liderine İlhan denir( Gerçekte Kaşkayı elat ve her tayfası bir el olarak kabul edilir).

Tayfa: Kaşkayıların 6 büyük ve resmi tayfası vardır. Her tayfa onlarca tireden oluşur ve tayfaları, İlhan tarafından atanan bir Klanter yönetir.

Tire: Tayfaları oluşturan birimlerdir ve her tire, başkanı "kethüda" olarak bilinir. Tire başkanları, Kaşkayı liderleri tarafından atanır. Ayrıca, Emele tayfasının tire Başkanları, Kaşkayı İlhanları tarafından doğrudan atanır. Tire isimleri genellikle o tire büyüklerinden veya işlevlerinden alınır.

Bonku: Bir akraba birimidir ve kaç Beyle'den oluşur. Bonku üyeleri arasında akrabalık ve maddi bağlar bulunur ve ortak toprakları ve bölgeleri vardır. Bonko'nun başkanı "Aksakal" olarak adlandırılır.

Beyle: Birkaç çadır veya evin bir araya geldiği eski bir birimdir. Beyle üyeleri arasında iş birliği bulunur ve beyle'nin başkanı, büyük ve Aksakal olarak bilinir.

Ev: Aynı aileyi ifade eder ve sorumluluğu aile reisine aittir. (S,20 Arap alfabeli grafik )

Kaşkayıların Sosyal Tabakaları

Kaşkayıların sosyal tabakalaşması, siyasi güç, servet ve soy sop temelinde oluşur ve şunları içerir:

1. İlhanlar, aile üyeleri ve İlhan’ın akrabaları, en yüksek sosyal seviyede olan kişilerdir.

2. Tayfaların klanterleri ve hanlar.

3. Kethüdalar, Aksakallarve diğer tire ve bonku liderleri.

4. Normal bireyler.

5. Düşük ve yarı dışlanmış gruplar, örneğin: çingeneler, demirciler.

Kaşkayı İlhanlığı’nın Siyasi Yapısı

İlhan: İlhan, El işlerini yönetmek, düzeni korumak ve tehditlere karşı savunma yapmakla sorumluydu. El üyeleri, İlhan'ı güç ve menfaatlerinin savunucusu olarak görüyordu onu sever ve ona büyük saygı gösteriyorlardı.

İl Beygi: İl Beygi, İlhan’ın en yüksek yetkili yardımcısıydı. El’in iç işlerinden sorumlu olup, İlhan’ın yakın akrabası ve güvendiği bir kişiydi. İlhan’ın ölümünden sonra, İl Beygi özel bir törenle halef olarak atanırdı.

5

Görevliler:

İlhan’ın görevlileri, genellikle elin savaşçı gençlerinden seçilirdi. Bu kişiler, askeri, idari ve hizmet işlerinden sorumluydu. Görevleri arasında vergi toplamak, tarım ve hayvancılık işlerini yönetmek v İlhan’ın emirlerini yerine getirmek bulunuyordu.

Müstevfî-ler ve münşi başı:

Mütevelli, mali hesaplamaları yürütürken, Katip Başı ise İlhan’ın idari işlerini düzenlerdi. Katip Başı, emir ve kararları yazan kişiydi. Mütevelli, aşiretlerin vergi hesaplarını ve mülk gelirlerini yönetirdi.

Genel Gözetmen:

Genel Gözetmen, eşyaların depolanması ve malzeme giriş-çıkışlarını denetlemekle sorumluydu. Altında birkaç gözetmen bulunurdu ve her biri belirli eşyaların sorumlusuydu. Göç sırasında, malzemeleri develerle taşır ve özel bir çadırda saklardı.

Mirahor: Mirahor, İlhan’ın binek atlarının bakımından ve eğitiminden sorumluydu.

Fraşlar: Fraşlar, İlhan’ın emirlerini uygulamakla yükümlüydü. Bunlar, kişileri çağırmak, çadırları kurmak ve misafirleri ağırlamakla görevliydiler. Ayrıca, yardımcısı olan Nâib Fraş da suçluları cezalandırmak ve mahkumları korumaktan sorumluydu. Ayrıca, özel bir görev olan mahrem Fraşı da vardı ve İlhan’ın ve ailesinin özel çevresindendi.

Yasavul: Yasavul, ya da gümüş çomağlı olarak bilinen kişi, binlerce süvariden oluşan resmi birliklerin önünde gümüş kamçıyla yürürdü. Görevi, süvarilerin düzenini kontrol etmekti.

Sarbân (Darğâ): Dargâlar ya da Sarbânlar, İlhan’ın develerini korumakla sorumluydu, Uzun boylu ve neşeli insanlardı.

İlhan’ın Koruma Birliği: İlhan’ın özel koruma birliği, en cesur ve savaşçı kişilerden oluşuyordu. Bu birim, İlhan ve ailesini korurken aynı zamanda düzen sağlayıcı ve suçluları takip edici görevler üstlenirdi.

Diğer Görevler: Aşpezbaşı(şef), keşikçi başı (nöbetçi başı), şerbetçi, kahveçi , gamişban (Bufalo bakıcısı), katırcılık ve çobanların denetimi gibi görevler vardı. İl Beygi ve el liderleri, İlhan’dan bağımsız olarak benzer organizasyonlara sahipti.

6

Kaşkayı'ların Eski Vilayeti

Kacar döneminin başlarında ülke, dört eyalet (memâlik-i mahrûsa) ve birkaç vilayet olarak yönetiliyordu. Kacar döneminin sonunda ve Meşrutiyet hareketi ile Eyaletler ve Vilayetler Kanunu'nun kabul edilmesinden sonra ülkenin idari yapısı sekiz eyalet ve yirmiden fazla vilayet olarak yönetiliyordu. Her eyalet bir vali, her vilayet ise bir hakim tarafından yönetiliyordu. Kacar döneminin sonlarında Qavâm-Al-Saltana hükümetinde Fransız hukuk danışmanı Gustav Demorini'ye, bir heyetin başında ülkenin güneyindeki durumu incelemesi ve idari yapıyı yenileme önerileri sunması talimatı verildi. Gustav Demorini'nin güneydeki çalışmaları "Fars Aşiretleri ve Yeni İdari Yapı" başlıklı bir kitap ve haritalarda hükümete sunuldu. Bahsedilen harita, Kaşkayı vilayetini inceleyen aynı heyetin çalışmasıdır. Kaşkayı vilayetinin sınırları şu şekilde belirtilmiştir:

- Şeş Nahiyye (Uzunluk 126km / Genişlik 66km)

- Çahar Dangeh (Uzunluk 144km / Genişlik 66km)

- Kamfiruz (Uzunluk 54km / Genişlik 30km)

- Ardakan (Uzunluk 30km / Genişlik 6km)

- Kamfiruz (Uzunluk 84km / Genişlik 60km)

- Heşt (Uzunluk 48km / Genişlik 42km)

- Jere ve Fâmor (Uzunluk 42km / Genişlik 30km)

- Fâmor (Uzunluk 9km / Genişlik 3km)

- Ferâşbend (Uzunluk 66km / Genişlik 18km)

- Mahâl Arba’a (Uzunluk 66km / Genişlik 24km)

- Firuzabad (Uzunluk 24km / Genişlik 12km)

- Meymend (Uzunluk 9km / Genişlik 6km)

- Efrez (Uzunluk 27km / Genişlik 15km)

- Khunj Bloğu (Uzunluk 90km / Genişlik 54km)

- Mahur Milâti (Uzunluk 120km / Genişlik 80km)

- Kakan

- Bovanat (Uzunluk 158km / Genişlik 12km)

(Gustav Demorini, Fars Aşiretleri)

7

Ülkeye dış sömürgeci güçler ve iç hainler tarafından dayatılan değişikliklerle, İngiltere'nin talimatı ve Türk gücünün genel olarak ve özelde Kaşkayı gücünün güneyde ortadan kaldırılmasını amaçlayan İngiliz iradesiyle Reza Han'ın kacar'a karşı darbesi gibi olaylarla Kaşkayı vilayetinin ülkenin idari bölünmelerinden çıkarıldığını görüyoruz. Bu şekilde, güçlü İlhan İsmail han sovlet al dovle'nin şehit edilmesi, çocukları ve kabile liderlerinin Tahran'da esir alınması, Pehlevi I ve II tarafından Kaşkayı'lerin toplu göç ettirilmesi ve soykırımla Kaşkayı'lerin toprak hakimiyeti ve gücü de yok edildi ve sonraki coğrafi bölünmelerde Kaşkayı vilayeti veya eyaleti olarak hiçbir isim kalmadı, hatta Kaşkayı vilayetinin blokları bile tamamen parçalanarak yeni kurulan eyaletlerin sınırlarına dahil edildi.

Günümüzde kaşkayı'ların yaşadığı eyaletler

Fars 103.551 km² Kerman 27.091 km² Isfahan 39 km²

Çahar mahal 2.235 km²

Kuhgiluye ve buyer-Ahmed 4.200km² Huzistan 10.754 km²

Buşehr 22.010 km² Hürmüzgan 26.233 km²

Tahran , merkezi , kum Ve diğer BV %2.86 (Recep Albayrak,2013,339)

"Isfahan ve Huzistana kitapta yazılmayan şehirlerin km² alanı artırılmış"

8

Haritada kerman ve hürmüzgan eksik

Kaşkayı Türklerinin nüfusu

Kaşkayı'ların nüfusu Amelia Merritt-Hawkes , New York doğumlu bir İngiliz yazar, 1932 yılında, yani Rıza Şah dönemi olan 1935 yılında yazdığı "Seyahatname Efsane ve Gerçek" kitabında Kaşkayı Türklerinin nüfusunu iki milyon olarak belirtmektedir(Merritt-Hawkes,1992,154). 1932 yılında İran'ın toplam nüfusu 15 milyon idi ve bu verilere dayanarak Kaşkayı Türklerinin Rıza Şah döneminde İran nüfusunun %13.34'ünü oluşturduğunu söyleyebiliriz. Kitabın yazıldığı tarihten bugüne kadar İran'ın nüfusu beş kat artarak bugün 88 milyona ulaşmıştır. Anti-Türk politikalar nedeniyle, İran nüfusu beş kat artmış olmasına rağmen, Kaşkayı nüfusu 900 bin olarak belirtiliyor, bu da %15 olan Kaşkayı Türk nüfusunun %2.5 olarak gösterildiği anlamına geliyor! İran nüfusu beş kat artarken, Kaşkayı Türklerinin nüfusu nasıl azalabilir? Son doksan yılda, Kaşkayı nüfusunu etkileyen herhangi bir soykırım, hastalık veya savaş rapor edilmemiştir. Tüm bu veriler ışığında, Kaşkayı Türklerinin nüfusunun kasıtlı olarak Pers şovenizmi tarafından gerçeğinden az gösterildiği sonucuna varabiliriz. Belki de Pers şovenizmi, Kaşkayı Türklerini sadece göçebe olarak kabul ediyor ve şehirlerde yaşayan Kaşkayıları Farsça konuşan nüfus olarak sayıyor! Türkler, görünüşte Farsça konuşan birçok şehirde mutlak çoğunluğu oluşturuyor, ancak asimilasyon politikaları ve mevcut faşist yasalar nedeniyle bu nüfus istatistiklerinde Farsça konuşan olarak kabul ediliyorlar. Bugün İran nüfusunun %13.34'ünü hesaplarsak, Kaşkayıların nüfusu 11,739,200 kişi olmalıdır. Ancak, en düşük rakamları ele alırsak ve Kaşkayı nüfusunu Pehlevi döneminde1 milyon üzerinden hesap edersek, bu oran İran'ın %6.6'sına denk gelir ki bu da bugün 5,808,000 kişidir.

Kaşkayı'ların ahlâki özellikleri

Melik Mansur Han, hatıralarında Kaşkayıların ahlaki özellikleri hakkında şöyle yazıyor: "Kaşkayılar arasında asla dilencilik görmedim çünkü Kaşkayılar, açlıktan ölseler bile dilenmezler. Mali durumu kötüleşen birisi olduğunda ve tüm yollar kapandığında,

9

İlhan'a başvururdu. İlhan'I baba ve koruyucu olarak görürlerdi ve İlhan da elinden geldiğince yardım ederdi. Kaşkayılar doğdukları ve yaşadıkları topraklara çok bağlıdırlar. İlhan, bazı aileleri Zıllü’s-Sultan’ın hizmetine gönderdiğinde, Zıllü’sSultan'ın Kaşkayılara çok iyi davranmasına rağmen, bu aileler bir süre sonra kendi topraklarına dönmek için izin istemişlerdir. Dönüş yolunda, 'Rey Melik' ağacını gördüklerinde hepsi ağlamaya başlamış. Çevredekiler neden ağladıklarını sorduklarında, 'Sıcak mevsimimize geldik' cevabını almışlar. Çünkü Rey Melik, sadece Kaşkayıların sıcak mevsiminde büyürdü. Kaşkayılar nereye giderse gitsin, eninde sonunda memleketlerine dönmelidirler.

Biz Kaşkayılar, Spartalılar gibi yetiştirilirdik; annemizin karnında at sırtında göçer, doğumumuzdan bir iki gün sonra yine at sırtında olurduk. Açık havada, keçi kılından yapılmış çadırlarda yaşar ve kaynaklardan su içerdik. Ekmeğimiz saç üzerinde pişirilir, yiyeceklerimiz av etinden, keklik, kuzu, yoğurt, ayran ve yabani otlardan oluşurdu; kekik, yabani soğan, kenger, tüle, akca kaz, kar mantarı, kırmızı mantar gibi; meyveler ise alıç, yabani armut, yabani elma, kocayemiş, yabani badem, menengiç ve daha birçok şey. Kaşkayıların bölgesinde her şey vardı; çeşitli pınarlar, temiz nehirler, Firuzabad, Karakaj,meralar, çayırlar ve çeşitli tarım ürünleri, buğday, arpa, pirinç ve güzel ormanlar. Bu nedenle Kaşkayılar devletin kölesi olmaya ihtiyaç duymazlardı. Çobanından İlhanına kadar herkes aynı dili konuşur ve akrabaydı. Yabancılara ve devlete dalkavukluk yapmaya ihtiyaçları olmasa da, İran'I severlerdi.( Melik Mansur Han, 2012,11-86-87)

Kaşkayılar eğlence, dans ve kutlamalara çok ilgi duyarlar ve kederden, yas tutmaktan kaçınırlar. Sadece Muharrem'in ilk 10 günü yas tutar ve matem meclisleri kurarlar. Kaşkayıların dansları çok güzeldir ve dikkat çeker. Erkekler ve kadınlar ellerinde değneklerle büyük bir çember etrafında dönerler ve düğünlerini ve kutlamalarını süslerler. Geçmişte, Kaşkayılar ülkenin en neşeli ili olarak biliniyordu ama ne yazık ki birçok olay bu büyük ilden neşeyi almıştır. Kaşkayılar çayı çok sever ve çocuklarına çay içme alışkanlığını kazandırırlar. Çay bu ilin önemli içeceklerinden biridir ve yiyeceklerinde özel bir yeri vardır.

İlin beyi veya büyüğü Kaşkayılar için önemli bir rol oynar. Kaşkayılar, atalarının Oğuz töresi olan geleneklerine göre, onların emirlerine uyar ve beylerinin emrinden üstün bir yasa bilmezler. Ne zaman birisi ölse, bu büyük bir felaket olarak kabul edilir ve herkes çocuklarını veya sevdiklerini kaybetmiş gibi yas tutar. Kaşkayılar müziği severler ve güzel sesi olanlar toplantılarda sanatlarını sergilerler. Müziğin önemi o kadar büyüktür ki birçok bey de saz ve keman çalmayı öğrenmiş ve bunları çalmışlardır. Kaşkayılar arasında daha çok neşeli müzikler çalınır ama üzüntülü ve destansı melodiler de yaygındır.

Kaşkayılar, zor koşullarda çalışkanlık ve dayanıklılıklarıyla tanınırlar. Amaçlarına ulaşmak için her türlü zorluğu göğüslerler ve kendi çabalarıyla büyük ve küçük engelleri aşarak sonunda istedikleri şeye ulaşırlar. Hatta bu nedenle Japon Nissan firması, en çok satan aracına "Nissan Kaşkayı" adını vermiştir. Kaşkayılar çok misafirperver insanlardır; misafirperverlikten zevk alırlar ve misafirin onlara bereket getirdiğine inanırlar. Kaşkayıların sofrasındaki dualardan biri "İnşallah soframız her zaman kalabalık olsun"dur.

10

Kaşkayılar arasında cinsel sapkınlıklar asla olmaz ve kadınların konumuna büyük saygı gösterirler. ABD Yargıtay Başkanı illiam O. Douglas, Kaşkayıların kadınları hakkında kitabında uzun bir yazı yazmış ve şunları söylemiştir: "Dünyanın hiçbir yerinde ve İran'ın hiçbir eyalet ve ilinde kadınlar böyle yüksek bir konuma sahip değildir." Sonunda ise şöyle yazar: "Bir anlamda, kendine yeterlilik, öz güven, sabır, bağımsızlık ve namus dolu bir dünyada yaşıyorlar."

Kaşkayı baydağı (bayrak)

Türk kültüründe, Ana tamğası gökyüzünü simgeler ve hayat ağacının üzerindeki konumu, Türk mitolojisinde hayat ağacının gökyüzüne uzanış inancını ifade eder. Kaşkayıların baydağı dört renkten oluşur: yeşil, sarı, beyaz ve kırmızı. Bu renkler, geleneksel olarak Kaşkayı çadırlarının üzerinde veya düğün merasimlerinin merkezinde elmas şeklinde yer alır. Yüzyıllardır kaşkaylar tarafından kullanılan bu baydak, kültürel özgürlüğü ve özerkliği simgeler, kültürlerine olan bağlılıklarını ve başka bir kültür içinde kaybolmayacaklarını ifade eder. Bu renkler aynı zamanda Safevi döneminde ve sonrasında Kızılbaşlar tarafından da kullanılmıştır; her renk Türk mitolojisinde kendi anlamını taşır. Ayrıca, günümüz İran bayrağı da Kaçarlar döneminden beri bu dört renkten üçünü kullanmaktadır.

Kaşkayı Kültürü

Kültür tartışması Kaşkayılar için oldukça geniştir ve bununla ilgili derinlemesine bir kitap yazılabilir, ancak burada Kaşkayı kültürünün bazı önemli unsurlarına değineceğiz.

Ocak

Türk dilinde ateşe "od" veya "ot" denir. Eski Türkler ateşi keşfedip yaktıklarında, etrafında halka oluştururlardı, bu duruma "odurmak" veya "oturmak" (bir araya gelmek) derlerdi. Böylece ateş, eski çağlarda ilk oturumlar ve insan topluluklarının oluşmasına zemin hazırladı. Ateş yakılan yere (odcak->ocak) adını verdiler. Türk dilinde "d" harfi kolayca "c" harfine dönüştüğü için, sığınaklarına "odak" veya "otak" dediler ki bu kelimeler de "od" veya "ot"tan türemiştir. Bu yüzden "ocak" kelimesi insanları birleştiren ve "otak"ın korunmasını sağlayan bir unsur olarak değerlendi ve mitolojik insan zihninde "kutsallık" kazandı. Bu kutsallık, yüzyıllar geçse de korunmuş ve hala Türkler arasında kutsal yerler "ocak" olarak adlandırılır ve hala "ocak" üzerine yemin edilir ( Makale,Mohammad Rahmani Far).

Kaşkayı kültüründe her çadırda "ev" ocak kurulur, ocak külü sorunların çözümünde kullanılır ve erkek çocuğu ve layık evlatları olmayanlara "ocağı kör" denir ve inanırlar

11

ki erkek çocuk, ailenin ocağını devam ettirir. Hanların , Beylerin, Aksakalların ve iyi insanların ocağına büyük saygı gösterirler. Zor zamanlarda ocaktan yardım isterler ve ocak dualarını kabul eder, hasta çocuklarını ocağın başına götürürler ve şifa olarak külünü hastanın ağzına koyarlar.

Yemin ederken Yürekten birbirlerinin ocağına yemin ederler ve bu yemine sadık kalırlar, gelinler babalarının ocağına saygı göstermezse mutlu olamazlar, bu yüzden baba evinden ayrıldıklarında üç kez aile ocağının etrafında dönerler ve külünden bir miktarını babalarının evinden ekmekle birlikte alıp kemerlerine bağlarlar ve mutluluğun sırrını bu tür inançlarda bulurlar.

Ayrıca düğünlerde bir ocak kurarlar ve etrafında milli dans ederler.

Müzik

Kaşkayılar her zaman müzikle yakın ve derin bir ilişki içinde olmuşlardır. Müzik, kültürlerinin en önemli parçalarından biri olarak, günlük yaşamlarında ve törenlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Kaşkayı hanları da bu kültürü korumak ve gelecek nesillere aktarmak için müziğe özel bir önem vermişlerdir ve Kaşkayıların tüm toplanma ve buluşmalarında müzik çalmak ve şarkı söylemek özel bir yer tutar. Bu toplantılarda müzik sadece bir eğlence değil, aynı zamanda Kaşkayıların kültürel kimliklerini güçlendirmek ve korumak için bir araçtır.

Kaşkayı müziği doğadan, eski ve mitolojik hikayelerden, Şah Hatai gibi büyük Türk şairlerinin şiirlerinden ve Kaşkayıların kaderinden ilham alır. Bazen hüzünlü, bazen coşkulu ve bazen epiktir. Kaşkayı müziği, aşık müziği, çengi müziği ve darğa müziği gibi gruplara ayrılır.

Çengi müziği: “Çengi” zurna, nakkare ve surna çalan müzisyenlere denir. Çengiler genellikle düğünlerde, sünnet törenlerinde ve diğer kutlamalarda çalarlar. Bu müzisyenler, Sahar avazı , huu (Kaşkayıların tahta çubuklarla yapılan bir tür epik dansı) ve halay çalarlar.

Darğa müziği: Darğalar, Kaşkayıların halk şarkılarını "ney" ile çalarlar. En ünlü eserlerinden biri "Gedan Darğa"dır.

Aşık müziği: Aşıklar, Kaşkayılar arasında meslekleri çalmak, söylemek ve efsane anlatmak olan bir gruptur. Aşık müziği kadim ve geniş bir müziktir. Aşıklar, hem hüzünlü hem de neşeli her müzik için bir melodiye sahiptir. (Bu grup çoğu Türkler arasında vardır). Aşıkların ilk enstrümanı kopuz olup, sonraları kemençe ve setar da çalmışlardır. En ünlü şarkılarından bazıları Koroğlu, Garip ile Senem, Aslı ile Kerem ve Köç Ayvaz’dır.

Dans

Kaşkayıların kültürel önem taşıyan en büyük özelliklerinden biri olan Halay veya Haley, Türklerin geleneksel dansıdır ve bu milletin eski inançları ve mitolojik kökenleriyle ilişkilendirilir. Kaşkaylarda, ocak veya direk (yaşam ağacı sembolü) merkez noktada yer alır ve etrafında büyük bir daire oluşturarak, ellerindeki iki yaklık ile birlikte kadın ve erkekler birlikte dans etmeye başlarlar. Halay Kaşkayılar arasında diğer Türk topluluklarından biraz farklıdır ve kendi özel şekline sahiptir.

12

Kaşkay'da farklı türlerde Halay bulunmaktadır:

Ağır Haley : Çok geniş bir dans alanı ve sakin bir dans müziği ile heyecan vericidir. Bu dans sırasında el hareketleri enstrümanın melodisiyle ve ayak hareketleri nakkare vuruşları ile birleşir.

Urta haley : Ağır bir ritim taşır, sağ el hareketi ve sağa dönüşle başlar, sol ayak ve sol el hareketiyle denge korunur, son hareket, dansçıların ateşin merkezine geri dönmesini sağlar ve son hareketle dost ellerini başın üstünde özgürlük ve iyilikle kaldırır.

Yorğa Haley: Hızlı bir ritme sahiptir, el ve ayak hareketleri hızlı ve döngüsel bir şekilde ateş ve alanı daha hızlı döndürür.

Bir basma: Bu dans, yan yana yerleştirilmiş iki kişidir ve bir kez yüz yüze mendil açarlar ve bir kez arkalarında… Bu ünite genellikle sol ayak parmakları üzerinde gerçekleştirilir.

Üç basma: Üç adım ileriye ve bir adım geri dönerler.

Beş basma : Beş basma, bir halâ olarak üç hareket ve bir el hareketi ile başlar.

Haley lekki: Bu bir tür helâdır ki, bu hareketler büyük hava almak istediklerini alır. Hareket hızı ağır hale gelir, el ve ayak hareketler, bir denge kurar ve el hareketleri ile vuruşları nakkare olmalıdır.

Yorğa makamı veya yaklık dökmek: Bu, dansın sonuna doğru helâda sona eren birkaç anı derin hızlı ve özel bir müzik ile çalınan daire döngü ve hız ve hareket el hareketlerini hızlandırdığında merkez yuvarlak halka küçültür ve ayaklar ve hareketler oluşur ve koy olur ve sonunda sıra yenilenir ve her başlar.

Kaşkayı halısı

Kaşkayı halısı, Kaşkayılar tarafından dokunan bir tür el dokuması halıdır. Bu halılar, doğal boyalar ve genellikle doğa ve göçebe yaşamdan ilham alan özel desenleri ile tanınır. Kaşkayı halılarının desen ve motifleri genellikle geometrik şekiller, çiçekler ve hayvan figürlerini içerir.

Kaşkayı halıları, yüksek kaliteli ve benzersiz güzellikleri nedeniyle dünya çapında birçok hayrana sahiptir. Bu halılarda kullanılan iplikler, yüksek kaliteli yünden yapılır ve el ile boyanır.

Kaşkayı halılarında bulunan geometrik desenler, Türk metodolojisine dayanır. Bu metodoloji, desenlerin düzenli ve simetrik bir şekilde bölünmesi ve tekrarlanması ileilgilidir ve eski Türk sanat ve geleneklerinden ilham alır. Bu teknik, bu halılarda karmaşık ve uyumlu desenlerin ortaya çıkmasını sağlar ki bu, onların belirgin özelliklerinden biridir.

Ne yazık ki, Kaşkayı halıları UNESCO Dünya Mirası Örgütü'nde "Fars'ta Geleneksel Halı Dokuma Becerisi" adıyla tescil edilmiştir. Bu tescil, Kaşkayıların bir kısmının Fars

13

eyaletinde yaşaması nedeniyle yapılmıştır. Ancak, bu tür bir tescil, Kaşkayı Türklerine ait olan bu halının gerçek kimliğinin gölgede kalmasına neden olur. Fars, Kaşkayılardan ayrı bir etnik gruptur ve bu hareket, bu halıların asıl kültürel ve tarihi kimliğinin göz ardı edilmesine ve zayıflatılmasına yol açabilir

Kaşkayı Kara Çadırı

Kaşkayı Türkleri için bir tür geleneksel barınak olarak bilinir ve keçi kılından yapılmaktadır. Siyah rengi nedeniyle "Kara Çadır" olarak adlandırılır. Bu çadırlar kışın sıcak, yazın serin olur ve rüzgarın geçmesine izin verirken yağmur suyunu geçirmez özelliktedir.

Kaşkayı Mili Kiyafeti

Geleneksel giysiler her milletin ya da kavmin önemli bir kimlik ve kültürel özgünlük unsuru olarak kabul edilir ve çeşitli kavimler arasında büyük bir öneme sahiptir. Çünkü geleneksel giysiler, bir milletin adet ve geleneklerini, kültürünü, tarihini, inançlarını ve hatta eski inanışlarını yansıtır ve doğrudan bir milletin coğrafi alanına da işaret eder. Dikkat ederseniz, sıcak bölgelerde yaşayan çöl insanları genellikle ince ve beyaz kumaşlardan yapılmış giysiler giyerler, aynı zamanda soğuk iklimlerde yaşayanlar daha kalın kumaşlardan ve birkaç parçadan oluşan giysiler kullanırlar.

Geleneksel giysilerin farklı olmasının diğer bir nedeni yaşam koşulları ve yaşam tarzıdır, yani şehirli ve köylülerin giysileri şehir ve köy hayatına göre şekillenir, göçebe toplumların giysileri ise göçebe yaşamına uygundur.

Geleneksel giysilerde dikkat çeken diğer bir unsur ise motifler ve nakışlar, renkler, mücevherler ve takılardır, bu unsurlar çeşitli milletlerde farklı şekillerde bulunur ve her motif, renk veya… o millet için özel bir anlam taşır.

Kaşkayı halkı da diğer birçok kavim gibi giysilerine özel bir ilgi gösterir ve onlara büyük önem verir. Kaşkayı giysileri, özellikle düğünlerde özel bir yere sahiptir, öyle ki, Kaşkayı düğününe katıldığınızda geleneksel giysiler giymediğiniz takdirde bu, o düğüne önem vermediğiniz ve bir tür saygısızlık olarak kabul edilir (elbette günümüzde birçok diğer oymak ve aşirette durum böyle değil ve bu durum daha çok kadınlar için geçerlidir).

14

Kaşkayı kadın kıyafeti

Kalahək veya kalaqçe (şapka gibi): kalaqçe, kadife, saten ve zeri gibi kumaşlardan yapılır ve başörtüsünün altına takılır. Süslemeleri genellikle kenarlarına dantel işlenerek yapılır. Bir ucu dikilip çene altından bağlanır.

Çarqəd veya Ləçək (baş örtüsü): İnce ve narin bir tülden yapılan üçgen bir kumaştır. Uzun kenarının ortasında dışa doğru bir eğim bulunur ve bu eğim, kullanıldığında alnın ön kısmına yerleştirilir. Çarşafın çevresi boncuk ve pullarla süslenir.

Yaqlıq veya qalaqi veya alabağlı: Yaqlıq, ipek bir kumaştır ve üçgen şeklinde katlanarak 20 cm genişliğinde olur. Alnın üst kısmına, çarşafın kenarının hemen üstüne yerleştirilir ve iğne ve altın çiçeklerle sabitlenir. Yaqlıq bayraklı, tevazu gibi çeşitli türleri bulunur.

Keynəg (gömlek): Yanları bele kadar yırtmaçlı, uzun ve düz bir gömlektir. Yakası kapalıdır ve kolları uzun ve düzdür. Manşetleri lastikli olup, ilginç ve sade ise, ön kısmı boncuk ve pullarla süslenir.

Arxalıq (Arkalık): Arkalık, rengarenk zeri ve kadife kumaşlardan yapılan yarım bir gömlektir. Uçları parmaklara kadar uzanan konik kolları vardır. Yakası yuvarlak ve düz olup, geri dönmez.

Tonban (kumaş pantolon): Renkli ve çok güzel kumaşlardan yapılır:

a. Şəlite ya alt tonban: Şilete, basit ve ucuz pamuklu kumaşlardan yapılan renkli tombanlardır.

b. Pileli tombanlar: İpek gibi pahalı ve renkli kumaşlardan yapılan bu tombanlar 10 ila 30 cm pile genişliğine sahiptir ve yapımı için 8 ila 9 metre kumaş kullanılır.

c. Pilesiz tombanlar: Bu tombanlar, basit ve taşlı kurdelelerle süslenir ve yapımı için 10 ila 15 metre kumaş kullanılır.

Kələş veya ayakkabı: Kaşkayı kadınlarının ayakkabısı, erkeklerin giydiği "Məleki"dir. En kaliteli olanları Şiraz ve Abade'de üretilir. Üst kısmı pamuklu veya ipek ipliklerle örülür. Alt kısmı, kumaş parçalarından yapılır ve yapıştırılarak ve dikilerek birleştirilir. Bazen kumaş yerine deri kullanılır ve deri üstüne desenler işlenir.

15

Sağdan: kalaqçe, Ləçək, qalaqi, Keynəg, Arxalıq, Tonban, Kələş

Kaşkayı erkek kıyafeti

Börk (Şapka):

Buruk, bu tür erkek Türk kıyafetinde, keçeden yapılmış iki tarafı taç yanları gibi çekilmiş bir şapkadır.

Arxalıq (arkalık):

Türk erkeklerinin gömlek üzerine giydiği uzun ve ön tarafı açık bir giysidir. Arkalık, yaşa uygun renklerde ve kalın kumaştan dikilir. Uzun kolludur ve ellerin üstüne kadar uzanır. Yanlarında, beline kadar uzanan iki yırtmaç vardır, bu da kıyafetin rahat ve hareketli olmasını sağlar. Önü tamamen açıktır ve düğmesi yoktur; sadece bir kuşakla iki ucu birbirine bağlanır.

Şal:

Şal, üç ila dört metre kahverengi debbe veya beyaz pamuklu kumaştan üçgen şeklinde dikilir. Uzun kenarı boyunca katlanır ve arkhalik üzerine bele sarılır, bir ucu altta, diğer ucu ise ön tarafta ve şalın üzerinde düğümlenir.

Çoğa:

Çuka, Türklerin savaş kıyafetidir ve krem renginde özel bir yünden dokunur. Geçmişte savaşta kullanılmıştır, ancak günümüzde arkhalik üzerine güzellik ve ihtişam katmak için giyilir ve üzerine zinhare bağlanır. "Horasan'da bu giysiye 'Çoha' denir."

Zinhare:

Üç renkli ponponlarla süslenmiş bir kuşaktır. Çuka giyildikten sonra, estetik ve bedene uyum sağlaması için çukanın üzerine bağlanır. (Bazı genç Türkler, zinhareyi arkhalik üzerine de giyerler).

Tonban:

16

Paçaları dar olan bir pantolondur. Bazen düğmelidir ve koşma gibi bazı işler yapıldığında düğmeler kapanır.

Məleki Kələş (ayakkabı):

Pamuktan yapılan bir tür ayakkabıdır, bu yüzden doğası gereği serin ve yumuşaktır. Her zaman beyaz renkte dokunur. Tabanı veya altı sağlam kumaşlardan veya derinden yapılır ve oldukça dayanıklıdır. Tabanın rengi genellikle siyahtır. İki give de aynı şekilde yapılır ve sağ veya sol fark etmez.

Sağdan: börk, Kələş, Tonban, Zinhare, Şal, Arxalıq, Çoğa Kaşkayı börkü

Kaşkayı Şapkası, çift kenarlı bir keçeden yapılmış olup, Bugün bu şekilde kullanılan şapkanın ilginç bir hikayesi vardır:

Muhammed Rıza Şah, Pahlavi hükümeti döneminde Kaşkayı Türklerinin yaşadığı Tahran'daki bahçelerden birine, Nasır han Kaşkayı’nın kızı Homa Tac Bibi'yi istemek için bir grupla gider. Ancak Kaşkayılar tarafından reddedilir. Muhammed Rıza, Kaşkayıların bu cevabına karşılık, "Ben şimdi İran'ın şahıyım, o zaman siz şaha kız vermez misiniz!?" der. Hadice Bibi, "Eğer mesele şahlık ise, senin deden bir katırcıdan başka bir şey değildi, benim de atalarım şahlığa hanlığa ve sultanlığa dayanır," diye cevap verir. Muhammed Rıza, "Ama şimdi taç benim başımda " der. Hadice Bibi ise, "Eğer şahlık taçla ilgiliyse, ben de tüm Kaşkayıların taç giymesini emrederim, o zaman tüm Kaşkayılar şah olur," der.

Hatta Pahlavi döneminde Muhammed Rıza Şah, Kaşkayı şapkasının kullanılmasını yasaklar. 3 Ocak 1956'da, İtlaat gazetesinin birinci sayfasında yayınlanan bir bildiri ile, "6 Ocak 1956 tarihinde kabul edilen kıyafetlerin tek tip hale getirilmesi kanununun 1. Maddesine göre, ülkenin tüm vatandaşları tek tip kıyafet giymek zorundadır ve iki kenarlı şapkalar (Kaşkayı şapkası) ve benzeri şapkaların kullanılması yasalara aykırı olup suçtur. Bu nedenle, ildeki tüm saygıdeğer halka duyurulur ki, hiç kimse şehirde veya dışında bu şapkayı kullanma hakkına sahip değildir," denir.

17

Bu nedenle, Kaşkayı şapkası bugün Kaşkayıların en büyük sembollerinden biridir. Bu şapka, Kaşkayıların gücünü, özerkliğini ve gururunu çağrıştırır. Her Kaşkayı'ya, sen bir şahsın diye hatırlatır.

Ancak, Kaşkayı şapkasının bugüne ait olduğunu söylemek doğru olmaz, çünkü bu şapkanın deri versiyonu, diğer Türkler arasında yüzlerce yıldır kullanılmaktadır. Eski bir fotoğrafta, Kaşkayıların da bir zamanlar deri versiyonunu kullandığı görülmektedir. Bu şapka, formunda Kayı damgasını andırır ve ilginçtir ki, Macaristan’da da aynı şekilde keçe versiyonu kullanılmaktadır.

Kaşkayı ünlüleri

İsmail Han Sovlet al-Dovleh: Kaşkayı İlhanlıları'ndandı ve Kaçar dönemi ile erken Pehlevi döneminde Güneybatı İran'ın çoğu el ve etnikin kontrolünü elinde tuttu. Birinci Dünya Savaşı sırasında Sovlet al-Dovleh, liderliği altında İngiliz güçlerine karşı önemli ve geniş çaplı bir direnişi örgütledi. Beşinci ve sekizinci dönemlerde Milli Meclis'in bir üyesiydi ve onun ve çocukları Naser Han, Melik Mansur Han, Muhammed Hüseyin Han ve Hosrov Han, çağdaş İran tarihinin önde gelen siyasi figürleri olarak kabul edilirler.

Hosrov Han Kaşkayı: (1296 – 9 Mehr 1361 H,Ş), Kaşkayı İlhanlıları'ndan ve siyaset adamıydı. Sovlet alDovleh'in oğullarından biriydi. Hosrov Han, hem Pehlevi hem de İslam Cumhuriyeti hükümetleriyle silahlı mücadeleye girişti. Semirom Fatihi ve İran Ulusal Petrol Komisyonu'nun sekreteriydi , Musaddık ve kardeşi Naser Han Kaşkayı'nin katkılarıyla İran petrolü millileştirildi .

Naser Han Kaşkayı: Sovlet al-Dovleh'in oğlu ve Kaşkayı İlhanı. Pehlevi döneminde Milli Meclis'in birkaç dönem temsilcisiydi. Ayrıca Fars senatörü olarak görev yaptı. Ülkenin güneyindeki en güçlü ve İran şahından sonraki en güçlü kişi olarak, petrolün millileştirilmesiyle ilgili dış ilişkilerle ilgileniyordu ve NaserHan Kaşkayı'nin servetiyle İran petrolü milli oldu.

Bahman Han Kaşkayı: İngiltere'de yaşayan yirmi yaşındaki genç bir adamdı. İran'da, Amerikanların Musaddık hükümetini devirmek için yaptığı darbeden ve Pehlevi rejiminin Kaşkaylara yönelik zulmünü duyduktan sonra ülkesine döndü. Ve Kaşkayı gençlerini Pehlevi rejimine karşı savaşmak için bir araya getirdi. Bahman, çeşitli savaşlarda büyük başarılar elde etti ve Pehlevi ordusundaki bazıları tarafından doğaüstü güçlere sahip

18

olduğuna dair söylentiler yayıldı. Sonunda Pehlevi rejimi, ailesini rehin alarak Bahman'ı teslim olmaya zorladı ve onu şehit etti.

Forud ve Ferhad Gorginpur: Kaşkayı'nin görme engelli müzisyen kardeşler. Forud Gorginpur çocukluğunda akordeon çalmaya başlayarak müzik öğrenmeye başladı ve 1975 yılında Tahran Üniversitesi'nde müzik eğitimini tamamladı. Aynı yıldan itibaren kemança çalmaya başladı. Eserleri arasında Türkmen Sahra, Hicran, Köroğlu ve Kaşkayı müzik koleksiyonu yer almaktadır. Farhad Gorginpur, çocukluğunda müziği önce sarbanlardan ney ve ardından aşıkların öğrendi. Eğitimini Şiraz ve Tahran üniversitelerinde tamamladı. Farhad Gorginpur, büyük ölçüde Kaşkayı halkının unutulmuş şarkılarını derleyip toparlamasıyla tanınır. Ayrıca, bazı kitapları da yayımlanmıştır.

Muhammed Bahman Beygi: yazar ve iran (göçebe) yörük okul ve üniversitelerinin koruyucusu , Lisans hukuk eğitimini Tahran Üniversitesi'nde tamamladıktan sonra, ellerin durumunu yakından gözlemleyerek ve Truman'ın Dördüncü Nokta Programı'nın İran'daki varlığından yararlanarak ve o dönemin hükümetinin yardımı ve desteğiyle, aşiret çocukları için göçebe okullar kurma çalışmalarına başladı

Sohrab Han: Mustafa Qoli Han'ın oğlu, İngilizlerle Borazcan ve Neynizek'te yapılan sürekli baskınların lideri ve ülkenin güneyine giderken Seyf es-Saltane Afşar'ın ordusunu dağıtan kişi. Onun cesaret hikayelerini, büyük Kaşkayı şairi Mazun, etkileyici bir dille anlatmıştır. Sohrab Xan qilici bərq cansetan Fərəngi də maşhur oldu dastan Üz miñ rubah bazlig etdi aseman Açdi şer belindən şəmşir apardi Bijan Bahaduri Keshkuli: Kaşkayı'nin ressamı. Muhammed Ali Han Kaşkayı: İngilizlere karşı mücadelede kahraman ve Neynizek Bushahr'da savaşçı. Shiraz'da Bagh-e Eremin kurucusu ve diğer 16 bahçe.

Imam Qoli Han: Kaşkayı ordusuyla birlikte Portekizlileri Gambron limanından kovdu ve Safevi döneminin en büyük generallerinden biriydi .

19

Cani Han: Kaşkayı Türk elinin ikinci koruyucusu olarak tanınır. Fethali Şah Kaçar döneminde İran'ın güneyi ellerinin ilhanlığını Cani Han'a verdi.

Mustafa Qoli Han: Kerman'ın fethi sırasında şehit oldu ve Kaşkayı'nin Amaleh 2000 kişilik kuvvet komutanıydı. Savaştaki onun yiğitliğinin destanları var.

Morteza Qoli Han Kaşkayı: Kerman fethini emretti, Şah ve Fars valisinin emirlerine hiçbir zaman itaat etmedi ve Ağa Baba Han Mazenderani'nin ihanetinin sonucunda Peregan sarayında kapatılmış ve korkunç bir şekilde şehit edilmiştir.

Sultan Muhammed Han Kaşkayı: Kaşkayı'nin edebiyatına ve kültürüne önem veren Kaşkayı İlhanı. Kaşkayı'nin büyük şairi olan Mirza Mezunu'nun yönetiminde yetişmiştir.

Alamdar Han Keshkuli: Meşrutiyet devrimi cephesinde özgürlük yolunda ilk şehit, Shiraz halkı ona "Alamdar Meşrutiyet" unvanını verdi.

Muhammed İbrahim Mahzun Kaşkayı: Şair, Mahzun, irfani ve aşk şiirlerinin çok güzel mısralarına sahiptir.

Yusuf Ali Bey Qara Qanlu (Yusuf Hosrov): Büyük Kaşkayı şairlerinden biri.

Kaşkayı Atı

Dereşorlu atları, özellikle Kaşkayı Türklerinin Dereşorlu tayfası tarafından yetiştirilen özel bir at türüdür. Bu atlar fiziksel olarak dayanıklı, yüksek hızlı ve göçebelik ile savaş için uygun niteliklere sahiptir; tarihsel olarak Kaşkayı Türkleri'nin sadık yarları olmuşlardır.

Morfolojik özellikleri açısından, Dereşorlu atları Arap atlarına çok benzerlik gösterir. Bu neslin belirgin özellikleri düz kuyruklu, güçlü bir vücut yapısına sahip olmalarıdır. Boyları Arap atlarından çok daha uzundur ve kulakları da Arap atlarına göre daha uzundur. Kıçları genellikle geriye doğru çekilmiş ve Arap atlarına kıyasla daha fazla açılıdır.

Dereşorlu atları özellikle dressaj ve atlayış gibi sporlar için mükemmeldir. Dayanıklılık ve hız rekorları açısından Arap atlarından çok daha üstündürler ve bu özellikleri onları Arap atı yarışlarında rekabet etmelerini imkansız hale getirir.

20

Bu neslin yaygın renkleri genellikle altın kahverengi, kır, kumlu ve koyu kahverengidir. Alacalı veya beyaz atlar nadir olarak görülürken, saf siyah atlar ise oldukça enderdir.

Genel olarak, Dereşorlu atları çok güzel olarak kabul edilir. Özellikle güzellikleri, yetiştiriciler için büyük önem taşır ve bu nedenle nesillerinin geliştirilmesi ve korunması için özel önlemler alınır. Dereşorlu atlarının damgalama işaretleri, Arap atlarıyla benzer şekilde yapılır ve bu damga genellikle boyun ve sol yan üzerinde bulunur. Ancak, bu damga artık sadece "D" harfi ve Dereşorlu kelimesinin ilk harfi olan "D" ile işaretlenir. Teknik olarak konuşmak gerekirse, 1374-1380 (Miladi takvimle 1995-2001) yılları arasında, İran Binicilik Federasyonu, bu atların bazılarını damgalayarak kimlik belirlemeye yönelik işlemler gerçekleştirmiştir. Şu anda bu atların damgalanması yapılmamakta, sadece mikroçip kullanılarak kimlik belirleme işlemi gerçekleştirilmektedir. Ayrıca, İran Binicilik Federasyonu tarafından 69 at, fiziksel özelliklerine göre damgalanmıştır.

(sharzehhorsestud.ir)

Kaşkayı sosyal yapı diyagramı

21

Kaynaklar

1. Albayrak, Recep, 2013, Türklerin İran'ı, Ankara, Berikan, Cilt 1.

2. Behzadi, Nahid, 1377 (1998), Karim Han’ın Göçebe Kabileler Karşısındaki Politikası, Yüksek Lisans Tezi, Tahran, İnsani Bilimler ve Kültürel Çalışmalar Araştırma Merkezi, Tarih Enstitüsü.

3. Beck, Lois, Iran Kaşkayıları, 2017, Kum/Iran, s.51.

4. Demorgny, Gustave, 1391 (2012), Fars Göçebeleri, Çeviri: Celaleddin Rafiifar, Tahran Üniversitesi Yayınları, Cilt 2, Sayfa 2290.

5. Dordari, Nevruz, Kaşkayı Halkının Kayıp Tarihi, 1380 (2016), Şiraz/Iran, s.53.

6. Hosseini Fasayi, Mirza Hasan, 1340 (1961), Farsnameh-ye Naseri, Cilt 1 ve 2, Tahran, Sanayi.

7. Kiyani, Menuçehr, Safevi'den Pehlevi'ye Kadar Kaşkayı Halkının Mücadele Tarihi, 1389 (2010), Şiraz/İran, s. 14.

8. Melik Mansour Khan, Tahran, Hordad 1378 (Mayıs-Haziran 1999), Röportaj.

9. Melik Mansur Han, 2012, Melik Mansur Han Hatıraları , 86-87-11, Tahran, Namak.

10. Morsden, David J., Azar 1358 (Kasım-Aralık 1979), Kaşkayilerin Geçmişi ve Bugünü Üzerine Kısa Bir İnceleme, Çeviri: Kaveh Bayat, Aylık Dergi Nameh-e Nour, Sayı 4-5.

11. Müderrisi Teba Tebâyî, Hüseyin, İrec Afşar, Câmi'u-t-Tevârîh-i Haseni, Karaçi Pakistan, s. 41.

12. Oberling, Pierre, 1974, The Qashqai Nomads of Fars, Mouton, The Hague and Paris.

13. Rahmanifar, Mohammad, 2017, "Azerbaycan Ateş Tapınakları Ateşperestlik Sembolü Değildir" Makalesi - [https://t.me/Rahmanifar_Mohammad/317]

14. Tapper, Richard, 1990, "Anthropologists, Historians and Tribes People", Tribes and State Formation in the Middle East, University of California Press, Berkeley and Los Angeles.

15. Profesör ağası oğlu röportaj "https://t.me/QashQai_Biligi/545" dk 1:18

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Çerez Politikamız